ALEVİ CANLAR FORUMU

ALEVİ CANLAR FORUMU-TASAVVUF ARAŞTIRMA ,PAYLAŞIM

Aralık 2018

PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
     12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31      

Takvim Takvim


    Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Söylev

    Paylaş
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 59
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Söylev

    Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Nis. 16 2009, 19:54

    Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Söylev

    Arapça bir kelime olan "hitabet", hitap etmek, vaaz etmek, güzel söz söyleme sanatı, hutbe okuma, nutuk irad etme gibi anlamlara gelmektedir. Terimin "nutuk", "söylev" gibi karşılıkları da vardır. Bir kişinin bir topluluk karşısında belli bir konuda yaptığı etkili, anlamlı ve coşturucu konuşmaya söylev metni, bu konuşmayı yapan
    kişiye de hatip (konuşma) denir. Konularına göre siyasi söylev ve bilimsel söylev olarak ayrılabilir.


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 59
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Geri: Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Söylev

    Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Nis. 16 2009, 19:55

    6.1. Siyasi Söylev
    Türk edebiyatında ise ilk siyasî söylev örneği Orhun Yazıtlarıdır. Bunlar, 732'de dikilen Kül Tigin, 735'te dikilen Bilge Kağan, 720-725 yıllarında dikilen Tonyukuk Yazıtlarıdır. Siyasî söylev örneği olarak ayrıca şu kişilerin söylevlerini de verebiliriz: İttihat ve Terakki'nin hatibi Ömer NaciNaci, Selânik'te 1906'da Vatan ve Hürriyet Ce-
    miyeti'nin bir toplantısında ******'e hitaben şöyle der: "Mustafa Kemal! Arkandayız, seni takip edeceğiz! Ölümler, cellâtlar, işkenceler bile bizi bu azmimizden çeviremeyecektir. Hürriyet verilmez, ancak alınır. Zulüm ve istibdad altında inleyen bu masum ve bîçâre milleti kurtaracağız, yaşasın hürriyet ve istiklâl!" (Fethi Tevetoğlu, Ömer Naci, Ankara 1987)
    Halide Edip Adıvar(1884-1964), özellikle Mondros Mütarekesinden sonra İstanbul ve İzmir'in işgal edildiği sıralarda, 16 Mayıs 1919'da İstanbul Sultanahmet'te düzenlenen protesto mitinginde şöyle der: "Kardeşler, Vatandaşlar! Yedi yüz yılın şerefi, göğe yükselen bu minarelerin tepesinden Osmanlıtarihinin yeni faciasınıseyrediyor, bu meydanlardan çok zaman alay hâlinde geçmiş olan büyük atalarımızın ruhuna hitabe diyor, başımı bu görünmeyen ve yenilmez ruhlara kaldırarak diyorum ki: Ben İslâmiyet'in bedbaht bir kızıyım ve bugünün talihsiz fakat aynı derecede kahraman anasıyım. Atalarımızın ruhları önünde eğiliyor, onlara bugünün yeni Türkiyesi adına hitabediyorum ki, silâhsız olan bugünkü milletin kalbi de onlarınki gibi yenilmez kudrettedir, Allah'a ve haklarımıza iman ediyoruz."
    Yine aynı şekilde Hamdullah Suphi Tanrıöver (1885-1966) de 30 Mayıs 1919'da İkinci Sultanahmet Mitingi'nde İzmir'in Yunanlılar tarafından işgalini protesto konuşmasınışöyle bitiriyordu: "Sevgili millettaşlarım! Dualarınızı, dileklerinizi, iradenizi kendi sesimde toplayarak bütün dünyaya haykırıyorum: Esarete razıdeğiliz. Biz esir olamayız, Türk vatanına karşıhazırlanan su-i kastıbiliyoruz ve reddediyoruz. İstanbul ve Anadolu Türk kalacaktır!...." Hamdullah Suphi Tanrıöver'in hitabeleri Dağ Yolu 1,2 (1987) adlı kitapta toplanmıştır.
    Mehmet Emin Yurdakul da 23 Mayıs 1919 günü Sultanahmet Meydanı'nda 200.000 kişiye şöyle hitap ediyordu: "Kardeşler, Keşke asırların geceleri ve dünyaların mezarları gözlerime dolarak bir kör olsaydım. Sokak sokak dilense idim de milletimin, kulağımıparçalayan bu felâket seslerini işitmeseydim, bu kara günleri görmeseydim. Keşke göğün yıldırımları, yerin canavarları birleşerek beni kanlar içinde topraklara yuvarlasaydı da vatanımın bu musibeti huzurunda bulunmasaydım ve bu azapları çekmeseydim. Zira bugün uğradığı
    felâket ve musibetler o kadar acı!..."
    Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Mustafa Kemal ******'ün 15-20 Ekim 1927 tarihlerinde Cumhuriyet Halk Partisi İkinci Kurultayı'nda 36.5 saat süreyle okuduğu Nutuk'u, Gençliğe Hitabe'si ve Cumhuriyetin 10. yılında okuduğu 10. Yıl Nutku önemli birer söylev örneğidirler.
    Süleyman Nazif de 23 Kanun-ı Sani 1920'de Cuma gün, İstanbul Üniversitesi Konferans salonunda düzenlenen Piere Loti gününde yaptığı konuşmayı Hitabe (1920) adıyla yayınlamıştır. Rıza Tevfik Bölükbaşı, Süleyman Nazif, Behçet Kemal Çağlar, Selim Sırrı Tarcan, Osman Bölükbaşı... gibi siyasi kimliği olan kişiler
    siyasal söylevlerinde başarılı sayılabilir.


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 59
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Geri: Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatında Söylev

    Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Nis. 16 2009, 19:55

    6.2. Bilimsel ve Kültürel Söylev
    Örgün eğitim kurumlarında ders veren öğretmen ve öğretim üyeleri de öğrencilerin karşısında bir anlamda hatiptirler. Eğitimciler de derslerinin etkili olabilmesi için hitabet sanatının inceliklerine başvururlar. Ayrıca genele açık bilimsel toplantı, panel ve konferanslarda yapılan konuşmalar da bu gruba girmektedir. Belli bir kültürel derinliğe sahip düşünce adamları ve sanatçıların fikir; sanat ve kültür konularında verdikleri konferanslar da hitabet türü içinde değerlendirilirler.
    Fazıl Ahmet Aykaç Hitabeler (1934), Hamdullah Suphi Tanrıöver (1885-1966), Necip Fazıl KısakürekMüdafaa(1946), Sahte Kahramanlar (1976), Yolumuz Halimiz Çaremiz (1977)... Osman Yüksel Serdengeçti (1917-1983)...


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH

      Forum Saati Çarş. Ara. 12 2018, 19:43