ALEVİ CANLAR FORUMU

ALEVİ CANLAR FORUMU-TASAVVUF ARAŞTIRMA ,PAYLAŞIM

Aralık 2018

PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
     12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930
31      

Takvim Takvim


    Cumhuriyet'ten Günümüze Türk Romanı

    Paylaş
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 59
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Cumhuriyet'ten Günümüze Türk Romanı

    Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Nis. 16 2009, 20:34

    1. Giriş - Roman
    Cumhuriyet dönemi yazarlarıhemen hemen 1940'lıyıllarda yetişmeye başladıkları
    için 1923-1940 arasında daha önceki yıllardan bu yıllara geçen yazarları görüyoruz.
    Ancak bu yazarlardan kimileri kendi dönemlerindeki sanat anlayışınısürdürdükle-
    rinden, onlara Cumhuriyet dönemi yazarlarıarasında yer veremiyoruz. Halit Ziya,
    Mehmet Rauf, Hüseyin Rahmi bu yazarlar arasında adlarıilk akla gelenlerdir. Milli
    Edebiyat döneminden Cumhuriyet dönemine geçerek olgun roman örneklerini bu
    yıllarda veren yazarları ise bu dönemin ilk yıllarının yazarları olarak değerlendire-
    biliriz.


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 59
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Geri: Cumhuriyet'ten Günümüze Türk Romanı

    Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Nis. 16 2009, 20:34

    2. Cumhuriyetin İlk Yılları
    Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki yazarlar, genellikle topluma eğilmişler, birtakım
    gerçekleri aktarmak istemişlerdir. Aralarında, sorunlara çözüm getirmeye çalışan-
    lar ya da eleştirenler olmakla birlikte, gerçekçilik, daha çok gördüklerini, gözlemle-
    diklerini yansıtmak, sergilemek çizgisinde kalmıştır. Bu yılların üç önemli yazarı
    Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Reşat Nuri Güntekin'dir. Bu
    üç yazar, Tanzimat döneminde başlayan köye ve Anadolu'ya yönelmeyi, açılmayı
    bilinçli olarak geliştirmişlerdir.
    Aralarında Anadolu'yu çocukluğundan başlayarak tanıyan Reşat Nuri (1883-
    1957), en çok Anadolu'nun bilinmezlik içinde oluşundan etkilenmiştir. Çalıkuşu,
    Kan Davası, Yeşil Gece, Acımak, Kavak Yelleri onun Anadolu'ya ilgili romanlarıdır.
    Anadolu'nun değişik sorunlarıyla birlikte toplumu ilgilendiren değişik sorunlara
    da değinen yazar, Kızılcık Dalları, Miskinler Tekkesi ile Son Sığınak'ta bu konuları ele
    almıştır. Gizli El, Eski Hastalık, Yaprak Dökümü, Acımak ise eğitimle birlikte toplum-
    dan aileye yöneldiği zamanlardır. Birçok yazar gibi istibdat yıllarından etkilenen
    Reşat Nuri, Damga, Harabelerin Çiçeği, Gökyüzü zamanlarında da bu konuya değin-
    miştir. Dudaktan Kalbe, Akşam Güneşi ile Bir Kadın Düşmanı'nda ise bireysel konular
    ele alınmıştır. Genelde topluma yönelik bir yazar olan Reşat Nuri, Türkçe'yi özen
    göstererek kullanmıştır.
    Yakup Kadri (1889-1974) ve Halide Edip (1884-1964) Anadolu'yu savaş yıllarında
    tanımışlardır.
    İlk dikkati çeken roman Ziya Gökalp'in etkisiyle yazdığı Yeni Turan olan Halide
    Edip Ateşten Gömlek ve Vurun Kahpeye adlıromanlarıyla Anadolu'ya açılmıştır. Milli
    Mücadele yıllarında Anadolu'nun çeşitli sorunlarınıyansıtan bu iki romandan son-
    ra, Zeyno'nun Oğlu'yla Doğu Anadolu'ya Diyarbakır'a değin uzanır. Dönen Ayna'da
    ise Anadolu'yu, köylü ve İstanbul'lu karşılaştırmasını buluruz. Halide Edip'le bü-
    tünleşmiş olan Sinekli Bakkal ve Tatarcık da töre romanları olarak dikkati çekerler.
    Romanlarının baş kişilerini genellikle, güçlü, sırasında erkeklere egemen olan ka-
    dınlardan seçen Halide Edip'in değişik konulu romanları; Handan, Seviye Talip, Kalp
    Ağrısı, Zeyno'nun Oğlu, Yolpalas Cinayeti, Sonsuz Panayır, Dönen Ayna, Hayat Parçala-
    rı, Çaresiz, Kerim Usta'nın Oğlu, Son Eseri ve Akile Hanım Sokağı'dır.
    Yakup Kadri'nin, Anadolu'ya açılışının ürünü Yaban'dır. Olaylarının, Eskişehir,
    Kütahya, Simav dolaylarında geçtiği romanda Milli Mücadele yıllarının Anado-
    lu'su verilirken, köyün ve köylünün durumu yansıtılır. Yaban'ı izleyerek Anka-
    ra'da da Milli Mücadele yılları ile Cumhuriyet'in ilk yıllarının Ankara'sı verilerek
    bir kalkınışın öyküsü anlatılır. Yakup Kadri'nin romanlarında genellikle toplumun
    geçirdiği tarihsel evreleri buluruz. En son yayımlanan roman olmakla birlikte Hep O
    Şarkı, Abdülmecit, Abdülaziz, V. Murat dönemleriyle Abdülhamit döneminin
    yirmi yılını vererek, Kiralık Konak romanının temelini oluşturur. Kiralık Konak ro-
    manında yazar, Tanzimat döneminden başlayarak, kuşaklar arasındaki çatışmayı
    veriyor ve çöküşü sergiliyor. İzleyen romanlarda Cumhuriyet dönemine gelindiği-
    ni görüyoruz. Bir Sürgün ve Hüküm Gecesi'nde II. Abdülhamit dönemini, Sodom ve
    Gomore'de İstanbul'un işgal yıllarının, Panaromalar (Panaroma I, Panaroma II)'da
    Cumhuriyet'in ilanından 1952'ye değin geçen yılların değerlendirilmesi yapılmış-
    tır. Nev Bahar ise tekkelerin yozlaşmasını yansıtır.
    Yakup Kadri ile Halide Edip'in KurtuluşSavaşı'ndan söz eden romanlarında ay-
    rıldığı noktalar nelerdir?
    Bu yılların anılması gereken öteki yazarları olarak; daha çok aşkı ve kadınları konu
    alan Yezidin Kızı, 2000 Yılın Sevgilisi, Bu Bizim Hayatımız, Nilgün .... gibi romanlarıyla
    tanıman Refik Halit Karay (1888-1965), konularını halkın yaşayışından alan ro-
    manlar yazan, Bir Şoförün Gizli Defteri, Yayla Kızı, Dikmen Yıldızı romanlarıyla tanı-
    nan Aka Gündüz (1886-1958); psikolojik romanın olgun örneklerini veren, Sözde
    Kızlar, Fatih-Harbiye, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, Yalnızız romanlarılya dikkati çe-
    ken Peyami Safa (1899-1961); toplum sorunlarıyla uğraşan yazarlar arasında yer
    alan, Çulluk, Çoban Yıldızı, Ak Saçlı Genç Kız, Su Sinekleri romanlarıyla ün kazanan
    Mehmet Yesari (1895-1945); kahramancılık duygularınıve ulusal duygularıbir aşk
    öyküsüyle birlikte işleyerek, okuyucularının duygularını iki yönde etkileyip, özel-
    likle DağlarıBekleyen Kız, Allah'a Ismarladık romanlarıçok okunan Esat Mahmut Ka-
    rakurt (1902-1977); toplumsal konuları gülmece yoluyla okuyucularına yansıtan,
    Meşhedi ile Devr-i Âlem, Beyaz Şemsiyeli, Kundakçı, Şakir Efendi'nin Gelini en çok tanı-
    nan romanları olan Ercüment Ekrem Talu (1888-1956) sayılabilir.
    Bu yılların kadın yazarlarıolarak da şairliğiyle ün kazanan Halide Nusret Zorlutu-
    na (1901-1984) Küller, Gül'ün Babası Kim, Büyükanne, Aydınlık Kapı .... gibi romanla-
    rıyla, yine şairliğiyle tanınan Şükufe Nihal (Başar) (1896-1973)'i Renksiz Izdırap, Ya-
    kut Kayalar, Çöl Güneşi, Yalnız Dönüyorum ... romanlarıyla; roman yazarıolarak tanı-
    man ve en çok Münevver, Ölmüş Bir Kadının Evrak-ı Metrukesi, Nedret romanlarıy-
    la tanınan Güzide Sabri (Aygün) (1886-1946) ile Aydemir, Pervaneler romanlarıyla
    Müfide Ferit Tek (1892-197 ) sayılabilir.
    Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki gözleme dayanan gerçekliğin, 1930-1940 yılları ara-
    sında toplumcu gerçekçiliğe yönelmeye başladığını görüyoruz. Sadri Ertem (1898-
    1943) ve Sabahattin Ali (1906-1948) toplumcu gerçekçiliği bilinçli bir biçimde savu-
    nan, 1950'den sonra yetişen yazarlara öncülük eden yazarlar olarak görünüyorlar.
    Sadri Ertem, adını kamuoyuna duyuran ilk romanı Çıkrıklar'da önemli bir konu-
    ya değinmiştir. Yazar, romanında bir yandan Avrupa'dan ucuz malların gelişi, öte
    yandan endüstride başlayan gelişme nedeniyle çıkrıkların, dokuma tezgâhlarının
    durmasının yarattığı işsizlik sonucu köyden kente başlayan göçü ele almıştır. Bir
    Varmış Bir Yokmuş, Düşkünler, Yol Arkadaşları'nda ise Tanzimat döneminde kendini
    gösteren, toplumumuzdaki sarsıntıların başlangıcına inilir.
    Sabahattin Ali'nin ilk romanıolan KuyucaklıYusuf, kasaba romanıörneği olarak da
    ilklik taşır. Yazar, romanında bir kasabanın toplumsal yapısını, aşk öyküsüyle süs-
    leyerek verir. Kuyucaklı Yusuf'ı uzleyerek yayımlanan İçimizdeki Şeytan'da II. Dün-
    ya Savaşı öncesi İstanbul'da aydınlar arasındaki değişik yönlerde yapılan tartışma-
    ları, Kürk Mantolu Madonna'da da bir aydının çevresi ve ailesiyle olan uyuşmazlığı,
    bu uyuşmazlığın nedenleri verilir.
    Bu yıllarda romanımıza değişik konuların girdiğini görüyoruz. Değişik konuları
    ele alan yazarlardan biri olan Memduh Şevket Esendal (1883-1952), ilk romanıolan
    Miras'ta II. Abdülhamit döneminde İstanbul'da yaşayan bir paşa ailesinin yaşa-
    mını ele alırken Ayaşlı ile Kiracıları'nda ve tamamlanmamış romanı olan Vassaf
    Bey'de Cumhuriyet'in ilânından sonra, 1930'lu yılların Ankara'sında yeni bir ya-
    şamın başlayışını yansıyan; Mithat Cemal Kuntay (1885-1956) tek romanı olan Üç
    İstanbul'da Abdülhamit'in istibdat yönetiminin son yıllarından başlayarak, II. Meş-
    rutiyet, İttihat ve Terakki ile Mütareke yıllarının İstanbul'unu verir.
    Bu yılların öteki yazarlarının da genel olarak romanlarında II. Abdülhamit döne-
    minden başlayıp, Birinci Dünya Savaşı'nı izleyen yıllara değin geçen süreyi konu
    edindikleri görülüyor.
    Toplumsal gerçekliğe yönelen yazarları, kendilerinden sonraki yazarlar üzerin-
    deki etkilerini tartışınız.
    Kıvırcık Paşa, Sülün Bey'in Hatıraları, Pembe Maşlaklı Hanım romanlarıyla Sermet
    Muhtar Alus (1887-1952); Toprak Kokusu, Despot, Yolgeçen Hanı, Ağlama Duvarı ile
    Reşat Enis Aygen (1901-1984); Sultan Hamit Düşerken, Kıskanmak ve Eve Düşen Yıldı-
    rım'la Nahit Sırrı Örik (1895-1960) bu yılları değişik yönlerden yansıtan yazarlar
    olarak görünürler. Osman Cemal Kaygılı (1890-1945) ise Çingeneler adlı romanıyla
    edebiyatımızda ilk kez İstanbul'da sur dışı mahallelerdeki yaşayışı, özellikle çinge-
    nelerin yaşayışını vermiştir.
    Daha çok aşk romanlarıyla tanınan Kerime Nadir (1917-1984) ile Mükerrem Kamil
    Su (1900- ) bu yılların kadın yazarları olarak yer alırlar.


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 59
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Geri: Cumhuriyet'ten Günümüze Türk Romanı

    Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Nis. 16 2009, 20:35

    3. 1940'lı Yıllar
    1940'lı yıllara gelindiğinde, ilk romanların İkinci Dünya Savaşı yıllarında yayımla-
    maya başlayan yazarlarda toplumsal kaygının ağırlık kazandığı, toplumsal konula-
    rın çeşitlendiği dikkati çekiyor.
    Konuların çeşitlenmesinde; katılmayıp sıkıntısınıçektiğimiz savaş, yeni siyasal dö-
    nem, yazarlarını yeni konulara eğilmeye yöneltmiş, özellikle edebiyatımızda "köy
    edebiyatı" olarak adlanıdırılan ve 1970'e değin genişleyerek süren köy ve köylünün
    sorunlarına eğilen yazarlarıda bu yıllarda yetişmişlerdir.
    İlk romanlarını bu yıllarda yayımlayan topluma yönelik gerçekçi yazarlar olarak
    Cevdet Kudret Solok (1907-1992), Kemal Bilbaşan (1910-1983), Samim Kocagöz
    (1916-1993) ve Faik Baysal (1918) günümüzden Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962)
    ila, Abdülhak Şinasi Hasan !1888-1963) geçmişle olan ilişkileri yönünden değişiklik
    gösterirler. Halikarnas Balıkçısı (1886-1973) da Cumhuriyet dönemi romanına ilk
    kez deniz insanlarıının getirişiyle dikkati çeker.
    Cevdet Kudret,Sınıf Arkadaşları, Havada Bulut Yok, KarıncayıTanırsınızadlarınıtaşı-
    yan üç romanında, romanın başkişisini eksen olarak, Birinci Dünya Savaşı, İkinci
    Dünya Savaşıve izleyen yılların bir pamaromasınıçizer. Cumhuriyet'in ilk yılların-
    da ve hemen bu yılları izleyen Şeyh Sait isyanı sırasında Doğu Anadolu'yu ele alan
    Cemo (1966) ve Memo (1968) romanlarıyla tanınan Kemal Bilbaşar, Kölelik Döne-
    meci'nde Osmanlı İmparatorluğu ile Rusya arasındaki Kaynarca Antlaşması'ndan
    sonraki yıllara döner. Bedoş, II. Meşrutiyet'in ilanı, Balkan Savaşı, I. Dünya Savaşı, İs-
    tanbul'un işgali, arkasından Kurtuluş Savaşı'nın kazanılışı yıllarını kapsar. İlk ro-
    manıDenizin Çağrısı'nda da yoksul bir öğretmenin yaşamıanlatılır. Değişik toplum-
    sal konuları ele aldığı öteki romanları, Yeşil Gölge, Başka Olur Ağaların Düğünü ve
    Zühre Ninem'dir.
    Samim Kocagöz, daha çok kendi memleketi olan Söke yöresini ele aldığı romanla-
    rıyla dikkati çeker. Bir Şehrin İki Kapısı, Yılan Hikayesi, Bir Karış Toprak, Bir Çift Öküz
    bu özelliği taşıyan romanlarıdır. Kalpaklılar ve Doludizgin, Kurtuluş Savaşı'nın po-
    noromasını çizen romanlar olarak dikkati çekerler. İzmir'in İçinde ve Tartışma ise
    27 Mayıs 1960'a 12 Mart 1971'e gelişnedenlerini ele alışlarıyla bu konulara değinme-
    de ilklik taşırlar.
    Faik Baysal, ilk romanı Sarduvan' da bir köy romanı yazarı gürünümündedir. Onu
    izleyen Rezil Dünya ve Drina'da Son Gün ise II. Dünya Savaşı yıllarını kapsayan ro-
    manlarıdır. Bu romanlarına Ateşi Yakanlar eklenmiştir.
    Roman yazma yönteminde değişiklik yapmaya başlayan ilk yazarımız olan Ah-
    met Hamdi Tanpınar, romanlarında insana ve zamana önem vermiştir. Mahur
    Beste, Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Sahnenin Dışındakiler, bireyden hareketle,
    hemen hemen Tanzimat döneminden başlayarak, Milli Mücadele yıllarını da içine
    alan romanlardır. Huzur romanı yöntem bakımından bilinç akışının ilk uygulanış
    özelliğini taşır. Tanpınar için önemli olan geçmişte sahip olduğumuz kültür ve sanat
    değerleridir. Abdülhak Şinasi Hisar ise Fahim Bey ve Biz, Çamlıca'daki Eniştemiz, Ali
    Niyazi Bey'in AlafrangalığıVe Şeyhliği romanlarında, kendisinin de tad alarak yaşadı-
    ğı, geçmişte kalan yaşayışa duyduğu özlemi dile getirir.
    Halikarnas Balıkçısı, ilk romanı Aganta Burina Burinata'da küçük yaşta başlayan
    deniz tutkusunu dile getirirken, Uluç Ali ve Turgut Reis'te Osmanlı İmparatorlu-
    ğu'nu denizlerde sınırlarını genişletmek için yaptığı savaşları anlatır.


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 59
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Geri: Cumhuriyet'ten Günümüze Türk Romanı

    Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Nis. 16 2009, 20:36

    4. 1950'li Yıllar
    1950'li yıllara gelindiğinde İkinci Dünya Savaşı yıllarında yetişen köy çıkışlı, Köy
    Enstitülü yazarların köy ve kasaba romanlarını yayımlamaya başladıkları görülü-
    yor. Yaşar Kemal (1922), Orhan Kemal (1914-1970), Fakir Baykurt (1929), Talip
    Apaydın (1926), Kemal Tahir (1910-1973) bu konuların önde gelen yazarları olarak
    yer alırlar. 1950-60 yılları olarak, İlhan Tanus (1907), Necati Cumalı (1921), Tarık
    Dursun K. (1931), Oktay Akbal (1923), Tarık Buğra (1918-1996), Aziz Nesin (1915-
    1996), Attila İlhan (1925) ve Cengiz Dağcı (1920) sayılabilirler.
    Köy çıkışlı yazarlar arasında adı ilk akla gelen Yaşar Kemal, ilk romanı Teneke ile
    Çukurova'yı yazmaya başlamış onu, alışılmış eşkiya tipini değiştiren İnce Memed I,
    II, III, IV izlemiştir. Orta Direk, Yer Demir Gök Bakır, Ölmez Otu (Dağın Öte Yüzü I, II,
    III), Demirciler ÇarşısıCinayeti, Yusufçuk Yusuf (Akçasazın AğalarıI, II), Yağmurcuk Ku-
    şu, Kale Kapısı, Kanun Sesi (Kimsecik I, II, III), Yılanı Öldürseler, Höyükteki Nar Ağacı;
    Çukurova ile çevresini doğası, yaşam koşulları ve insanıyla anlattığı romanlarıdır.
    Yazar bu romanlarında özellikle yöre dilini kullanmaya özen göstermiştir. Binbo-
    ğalar Efsanesi ve Ağrıdağı Efsanesi'yle destansı roman örnekleri veren Yaşar Kemal,
    Çakırcalı Efe'de Batı Anadolu'ya yönelmiştir. Gözlemlerine dayanarak Çukurova'yı
    yazarken bir yandan da 1951'de İstanbul'da içine girdiği yeni çevreyi, bu çevrede ya-
    şayan insanları, sorunlarını gözlemlemeyi sürdürmüş, bu gözlemlerin sonucu ola-
    rak, İstanbul ve çevresini yansıtan Deniz Küstü, Al Gözüm Seyreyle Salih, Kuşlar Da
    Gitti romanları ortaya çıkmıştır. Son romanı Fırat Suyu Kan Akıyor Bir Baksana (Bir
    Ada Hikayesi I) ile yeni bir çizgide görünüyor.
    Yine Adana yöresinden olanOrhan Kemalde romanlarında yaşadığıyöreyi yansıt-
    mıştır. Baba Evi, Avare Yıllar, Cemile ve Dünya Evi romanlarınıbüyük ölçüde yazarın
    yaşamından çizgilerle oluşmuştur. Daha çok geçim sıkıntısı çeken insanların yaşa-
    yışına eğilen yazarın Gurbet Kuşları, Bereketli Toprakları Üzerinde, Kanlı Topraklar
    Murtaza, bu konuyu ele aldığı romanlarıdır. Eskici ve Oğulları, Devlet Kuşu, Vukuat
    Var, Hanımın Çiftliği'nde ise yoksulluğun aile yaşayışınıetkileyişi ele alınmıştır. Ro-
    manlarında konu çeşitliliği görülen yazar; Bir Filiz Vardı, Küçücük, YalancıDünya, So-
    kaklardan Bir Kız'da genç kızların değişik nedenlerle içine düştükleri kötü durumları
    ele almıştır. Romanımıza yeni bir konu olarak giren cezaevinin Orhan Kemal'in Suç-
    lu ve 72. Koğuş romanlarında ele alındığını görüyoruz. Müfettişler Müfettişi ve Üç
    Kağıtçı'da da yönetimin, siyasal ortamın eleştirisini buluyoruz.
    Köy enstitüsü çıkışlıiki yazarımız Talip Apaydın ile Fakir Baykurt da kendi yörele-
    rini yazan roman yazarlarımız olarak görünüyorlar. Talip Apaydın'ın romanlarını
    Polatlı, Eskişehir, Beypazarı yörelerinde ve çevre köylerinde geçer. Sarı Traktör ro-
    manıyla tanınan yazar bu romanında köylerde başlayan traktör tutkusunu ele al-
    mıştır. Tarla sulama sorununa değindiği Yarbükü, topkak sorununu yansıttığı Or-
    takçılar (Ortakçının Oğlu), köylünün para bulmak içien kapıldığı boş inançlara yer
    verdiği Define, Emmioğlu, tütünle uğraşanların yorgunluklarınıyansıtan Tütün Yor-
    gunu, köyden kente göçü işlediği Kente İndi İdris, bir çobanın sıkıntılı yaşayışını ve-
    ren Yoz Davar, köye ve köylüye yönelik değişik sorunları veren romanlarıdır. Va-
    tan Dediler, Toz Duman İçinde ise Kurtuluş Savaşı'na yönelik konularıyla değişiklik
    gösterirler.
    Doğduğu yer olan Burdur yöresini romanlarının bir bölümünde yansıtan Fakir
    Baykurt Yılanların Öcü romanıyla ün kazanmıştır. Köylü muhtar ilişkisini ele aldığı
    Yılanların Öcü'nü izleyen Irazca'nın Dirliği, Kara Ahmet Destanı bir Irazca üçlemesi
    oluştururlar. Kaplumbağalar, Amerikan Sargısı, Tırpan ise Ankara yöresinde geçen ro-
    manlarıdır. Bu üç romanıarasında Tırpan, konusu bakımından dikkati çeken bu ro-
    manda istemediği zengin bir köy ağasıyla zorla evlendirilen genç kız, alışılagelindi-
    ği gibi kendisini aşmaz. Tırpanla, evlendiği erkeği öldürür. Köygöçüren'de köylü-
    nün yoksulluğu, köylü kentli karşılaştırılması yapılırken, Onuncu Köy' de köylüyü
    kalkındırma ele alınır. Yüksek Fırınlar ve Koca Ren ise yazarın Almanya'da yazdığı
    romanları.
    Kemal Tahir'in köye yönelik romanları, cezaevinde yattığıÇankırıve Çorum yöre-
    sinde geçer. İlk iki romanı Sağırdere ile Körduman, bir köydelikanlısının iş bulmak
    amacıyla kente gelişini ve oradaki yaşantısını anlatan romanlar olarak birbirlerini
    tamamlarlar. Yediçınar Yaylası, Köyün Kamburu, Büyük Mal adlıromanlar değişik dö-
    nemlerde ağalık kurumunu ele aldığı, ağalığın gelişmesini sergilediği romanlarıdır.
    Ağa-işçi ilişkisinin ele alındığıağalığın değişik bir biçimde verildiği romanıda Kelle-
    ci Mehmet'tir. Kemal Tahir'in öteki iki romanı Bazkırdaki Çekirdek'le Rahmet Yolları
    Kesti'dir. Orhan Kemal'den sonra cezaevini Kemal Tahir'in üç romanında görü-
    yoruz. Yazarın ölümünden sonra yayımlanan bu üç romanı; Namusçular, Dam Ağası
    ve Kadınlar Koğuşu'dur. Romanlarının bir bölümünde tarihe yönelen yazarın, ilk ro-
    manı Devlet Ana'dır. XIII. yüzyıl Anadolu'sunu ele aldığı bu romanı izleyen Esir
    Şehrin İnsanları, Esir Şehrin Mahpusu, Yorgun Savaşçı, Kurt Kanunu, Yol Ayrımı, Hür
    Şehrin İnsanlarıtarihsel olaylar bakımından birbirlerini izlerler. Bu romanlarda XVI.
    yüzyıldan başlayarak, Cumhuriyet döneminin otuzlu yıllarına gelinir. Son romanı
    Bir mülkiyet Kalesi'nde de kendi yetişme koşullarını ve babasının çevresinde oluşan
    aile yaşamını verir.
    Sunullah Arısoy, Karapülçek adlıtek romanıyla köy romanıyazarlarının arasına ka-
    tılmıştır. Romanında köyde eğitim ve öğretim sorununa değinir.
    Bize altıroman bırakanİlhan Tarus'un Var Olmak, Hükümet Meydanı, Vatan Tutkusu
    adlı romanları hazırlık döneminden başlayarak Kurtuluş Savaşı'nın başlangıcını
    konu alırlar. Yeşilkaya Savcısı ile Duru Göl değişik konulu iki romanıdır. Yeşilkaya
    Savcısı, Cumhuriyet'in ilk yıllarında genç bir savcının yöresi sırasında karşılaştığı
    güçlükleri yansıtırken, Duru Göl'de Demokrat Parti yönetimindeki yıllarda karşıla-
    şılan olumsuzluklar üzerinde durulur.
    Orhan Hançerlioğlu Anadolu'yla birlikte, kent insanının sorunlarına da eğilen bir
    yazar olarak görünür. İlk iki romanıolan Karanlık Dünya ile EkilmemişTopraklar Ana-
    dolu'nun sorunlarıyla ilgili romanlarıdır. Kent insanının sorunlarını ele aldığı, İs-
    tanbul'da geçen romanlarından ilke Büyük Balıklar'dır. Onu izleyerek Oyun, Kutu
    Kutu İçinde, Yedinci Gün İstanbul'u eksen alarak kent insanının değişik sorunlarına
    değindiği romanlarıdır.
    Bu yıllarda kasaba romanının başarılı örneklerini veren bir yazarımız da Necati
    Cumalı'dır. Romanlarının korularını kendi yerleşim yeri olan Urla çevresinden
    almıştır. Bir üçlü oluşturan Tütün Zamanı, AcıTütün, Yağmurlar ve Topraklar'ın ikinci
    baskısı Zeliş adıyla yapılmıştır.
    Bu üç romanında tütün ekicilerinin ve tütün işçilerinin sıkıntılarınıyaşam koşulları-
    nı, iki gencin binrbirlerine duydukları güçlü sevgiyle renklendirerek verir. Aşk Da
    Gezer'de ise kasabadan kente dönerek, tiyatro çevresinin sonlarının yaşantılarını,
    aşklarını, tutkularını yansıtır. Son romanı Viran Dağlar'dır.
    Daha değişik konulara değinen yazarlardan, Tarık Dursun K. ilk romanı olan Ali
    Rıza Bey Aile Evi'nden başlayarak İnsan Kurdu, Sabah Olunca, Denizin Kanı, Alçaktan
    Uçan Güvercin'de emekçilerin yaşayışları ve geçim sıkıntıları üzerinde durmuştur.
    Kopuk Takımı'yla, Kayabaşı Uygarlığının Yükselişi ve Birdenbire Çöküşü'nde Alman-
    ya'ya başlayan göçü ele almıştır. Daha sonra yazdığı Bağışla Onları ve Ağaçlar Gibi
    Ayakta ise tiyatro sanatçılarının yaşayışlarına yönelik romanlardır. Toplumsal ko-
    nulu romanlarına Kurşun Ata Ata'yı eklemek gerekir.
    Bu yazarlar arasında bireye ve tarihe yönelen bir yazar olarak Tarık Buğra'yı görü-
    yoruz. Yazar ilk romanıSiyah Kehribar'da aydın ve sanatçıinsanın, yaşamda umdu-
    ğunu bulamamak yüzünden içine düştüğü çıkmazı ve başkaldırışını verir. Küçük
    Ağa, Küçük Ağa Ankara'da romanlarıyla da Kurtuluş Savaşı'nı yazan yazarlar arası-
    na katılır. Bu iki romanıtamamlayan Firavun İmanıSakarya Savaşı'ndan yararlanan
    çıkarcılarla yiğitlik gösterenlerin ele alındığı romanıdır. Osmancık'ta ise Osmanlı
    devletinin kuruluşuna döner. Gençliğim Eyvahve İbiş'in Rüyasıdaha değişik konulu
    romanlarıdır. İbiş'in Rüyası'nda ünlü tiyatro sanatçımız Naşit'in yaşamından bir ke-
    sit buluyoruz.
    Tarık Buğragibi, bireye yönelen bir roman yazar da Oktay Akbal'dır. Garipler Soka-
    ğı, Suçumuz İnsan Olmak ve İnsan Bir Ormandır, Düş Ekmeği adlarını taşıyan dört
    romanıolan Akbal ilk romanında İkinci dünya Savaşıyıllarında Fatip semtinde orta
    halli insanların yaşadığıbir sokağı, orada yaşayanlarla birlikte anlatır. Suçumuz İn-
    san Olmak'la, İnsan Bir Orman'dır da ise değişik biçimde evlilik konusuna değin-
    miştir.
    Sokaktaki Adamve Zenciler Birbirine Benzemezadlıromanlarıyla 1950-60 yıllarıroma-
    nıyazarlarıarasına katılan Attila İlhan, bu romanlarında kent isnanının yaşayışına,
    soranlarına eğilmiştir. Bu iki romanınıizleyerek yayımlananKurtlar Sofrası,yazıldı-
    ğı 1954-1961 yılları arasındaki çalkantıları, ülkeyi 1960'a götüren olayları kapsar.
    Aynanın İçindekiler dizisini oluşturan Bıçağın Ucu, Sırtlan Payı, Yaraya Tuz Basmak,
    Der Saadet ve Sabah Ezanları'nda ise Balkan Savaşı, Birinci Dünya sAvaşıve Kurtuluş
    Savaşı'na değin geriye döner. Gerek kurgusu gerekse konusu ile en değişik romanı,
    cinselliği değşik bir biçimde ele aldığı Fena Halde Leman'dır.
    1950-1960 yıllarıarasında Aziz Nesin bir gülmece ustasıolarak ayrıyer alır. Gülme-
    ceye yönelişi daha çok geçim koşullarına bağlayan Nesrin, romanlarında değişik
    konulara değinmiştir. Beğendiği konulardan biri, Kadın Olan Erkeğin Hatıraları ve
    Erkek Sabahat romanlarında işledği kadın-erkek ilişkileridir. Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşa-
    maz, Tek Yol, Surname, Saçkırancezaevini anlattığıromanlarıdır. Daha değişik konu-
    lu zamanlar olarak, çocuk eğitiminin ve kimi değer yargılarının eleştirildi ği, Şimdiki
    Çocuklar Harika; insanların birbirlerini aldatmalarının, daha verilerin sürüp gidece-
    ğini ele aldığıZübük, sosyete olarak geçinenlerin iç yüzünü verdiği TatlıBetüş, futbo-
    lun kitleleri nasıl kendine bağladığını verdiği Gol Kralı'nı görüyoruz.
    Bu yılların yazarları arasında Cengiz Dağcı Türkiye dışındaki Türklerle ilgili za-
    manlarıyla tanınmıştır. Romanlarında kendisinin de katıldığı İkinci Dünya Savaşı
    yıllarında Kırım Türklerinin çektikleri sıkıntıyı, onlara yapılan eziyetleri dile geti-
    ren yazar, genelde özyaşam öyküsel romanlar yazmıştır. Birbirini tamamlayan iki
    romanıolan Korkunç Yıllarve Yurdunu Kaybeden Adam'la tanınan Dağcı, bu romanla-
    rını izleyerek Onlar da İnsandı, Ölüm ve Korku Günleri, O Topraklar Bizimdi, Kolkoz'da
    Hayat, Dönüş, Genç Timuçin, Badem Dalında AsılıBebekler, Üşüyen Sokak, Anneme Mek-
    tuplar romanlarını yazmıştır.
    Bu yılların yazarları arasında, Yabancılar'la bir kasaba romanı örneği veren, Ka-
    çaklar'da kent yaşayışında yeni kuşağı ele alan Kemal Bekir'i sayabiliriz. 1997'de
    yayınladığı Kanlı Düğün'le yeniden kasabaya dönmüştür.


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 59
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Geri: Cumhuriyet'ten Günümüze Türk Romanı

    Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Nis. 16 2009, 20:36

    5. 1960'lı Yıllar
    1960'lı yıllara değin toplumcu genç, gerçekliğin gittikçe ağır bastığı romanımızda,
    bu yıllardan sonra ele alınan konulardaki çeşitlenmeyle birlikte, roman yazma yön-
    teminde de bir değişme, gelişme göze çarpar. 1960'tan başlayarak geçirilen siyasal,
    toplumsal ve ekonomik değişmeler, bunların sonuçları, yazarların üzerinde durup
    ele aldığı konular olarak görülür.
    1960-70 yıllarıarasında dikkati çeken yazarlar olarak, Hasan İzzettin Dinamo (1909-
    ...... ), Mehmet Seyda (1919-1976), Rıfat Ilgaz (1911-1982), Yusuf Atılgan (1921-1989),
    Yaman Koray (1934), Nezihe Meriç (1925), Emine Işınsu (1938) ve Peride Celal
    (1915)'i sayabiliriz.
    Hasan İzzettin Dinamo, sekiz ciltlik Kutsal İsyan'la tanınmıştır. Birinci Dünya Sava-
    şa'ndan başlayarak Kurtuluş Savaşı'nı konu alan bu romanı, yedi ciltlik Kutsal Barış
    tamamlar. Bu romanda da düşmanın İzmir'de denize dökülmesinden başlayarak
    ******'ün ölümüne değin geçen dönemi buluruz. Türk Kelebeği ile Savaşve Açlar, sa-
    vaş yıllarını daha değişik yönden ele alan iki romanıdır. Türk Kelebeği savaşı, esir
    düşenler yönünden ele alırken, Savaş ve Açlar, Birinci Dünya Savaşı ve öncesinde,
    zenginlerin daha zengin olup yoksulları sömürüşünü ele almıştır. Savaş ve Açlar'ı
    izleyerek yayınlananÖksüz Musa, Açlık, Musa'nın Mapusanesi, Koyun Baba, Musa'nın
    Gece Kondusu, yazarın babasını ve ağabeyi'ni yitirdikten sonra yaşamının evrelerini
    veren romanlardır. Romanlarda yazarın yaşamıyla birlikte toplumun geçirdiği ev-
    releri de buluruz.
    Mehmet Seyda'nın bir üçlü oluşturanBir Gün Büyüyeceksin, YaşAğaçve Cinsel Oyun
    adlıromanlarıbir aile romanıniteliği taşır. Bu romanlarda içinde Aile ve Yakın çev-
    redeki çekişmelerin çocuğun yetişmesini etkileyişi ele alınmıştır. Yine aile romanı
    niteliği taşıyan bir romanıda Ne Ekersen'dir. Yanar Taş'la, İhtiyar Gençlikdaha değişik
    konuda görünürler. Yanar Taş, askerliğini yaptığı Zonguldak ve dolaylarındaki iz-
    lenimlerine dayanırken, 1932-1933 yıllarını kapsayan İhtiyar Gençlik, ideolojik
    akımların etkisini konu alır.
    Aylak Adam ve Anayurt Oteli adlarını taşıyan iki romanıyla bu yılların yazarları ara-
    sında yer alan Yusuf Atılgan'ın iki romanı da toplumsal eleştiriye dayanır. Aylak
    Adam'da Büyük kent aydınının tedirginliği, Anayurt Otelin'de de bir kasaba otelin-
    de katiplik yapan ve yaşamındaki tekdüzelikten bunalan gencin yaşayışı yer alır.
    Yaman Koray'ı, Halikarnas Balıkçısı'nın başlattığı, konusunu denizden, deniz in-
    sanlarından alan roman yazma eğilimini sürdüren bir yazar olarak görüyoruz. De-
    nizi, doğa güzellikleriyle sevdiren, denizle iç içe olan balıkçılar, deniz kıyısında ya-
    şayan köylülerin yaşamlarını veren yazar, Deniz Ağacı, Gelin Taşı, Mola adlı roman-
    larında Erdek ve Kapıdağyöresini vermiştir. Büyük Orfoz'da ise Marmaris'e geçmiş,
    bireye yönelmiştir. Sığırcıklar ve Badanalı Yüzler'de karaya dönen Yaman Koray, Sı-
    ğırcıklar'da yine Erdek'te ve Zeytin bahçelerinde çalışan işleri günlük yaşayışlarını,
    çalışma koşullarınıverir. BadanalıYüzler, haftanın belli olmayan dört gününde, de-
    ğişik kişiler arasındaki olaylar, konuşmalarla düzenlenmiş bir romandır.
    Bu yıllarda gülmece yazarı olarak tanınan Rıfat Ilgaz, ilk üç yapıtı Hababam Sını-
    fı, Bizim Koğuş (Pijamalılar), Meşrutiyet Kıraathanesi adlı romanlarına kendi yaşadığı
    çevreyi ve olayları konu olarak almıştır. Gülmece romanlarından sonra yazdığı Ka-
    radenizin Kıyıcığında, Halime Kaptan, Karartma Geceleri, SarıYazmave Yıldız Karayel yi-
    ne kendi yaşayışından izler taşıyan toplumcu-gerçekçi romanlarıdır. Toplumcu
    gerçekçi romanlarına Apartman Çocukları'nı ekleyebiliriz.
    Kadın yazarlardan Emine Işınsu, Küçük Dünya adlı romanıyla adını duyurmuş,
    Azap Toprakları, Tutsak, Çiçekler Büyür adlı romanlarıyla dış Türklere yönelmiştir.
    Azap Toprakları'nda Batı Trakya'da yaşayan Türklerin, Tutsaklar'da Kerkük Türk-
    lerinin, Çiçekler Büyür'de de Deliorman-Rodop Türkleri'nin çektikleri sıkıntılar di-
    le getirilir. Sancıve Canbazromanlarıyla Türkiye'ye dönen yazar, Sancı'da 1970 yılla-
    rındaki öğrenci olaylarını, Cambaz'da toplumsal ve ekonomik değişimler geçiren
    Türkiye'nin sorunlarla dolu bir dönemini kendi siyasal görüşleri açısından değer-
    lendirir.
    Nezihe Meriç,Korsan Çıkmazıile bu yılların yazarlarıarasında yer almıştır. Roman-
    da, 1970'li yıllarda daha yoğunlaşan, kadının ekonomik ve cinsel yönden erkeklerin
    baskısından kurtulma sorununa değinmiştir. Uzun bir aradan sonra yazdığı ikinci
    romanı Alagün Çocukları adını taşır.
    Romanlarında daha çok burjuvaziyi eleştiren Peride Celal, "yazı hayatında ikinci
    başlangıç" dediği roman yazarlığına Üç Kadının Romanı ile başlamıştır. Gecenin
    Ucundaki Işık, Güz Şarkısı adlı romanlarıyla 1960-70 yılları yazarları arasında tanın-
    mış, Evli Bir Kadının Günlüğünden, Üç Yirmidört Saat, Kurtlar adlıromanlarıyla 1990'lı
    yıllara gelmiştir. Son romanı Bir Hanımefendi'nin Ölümü'dür (1995).


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 59
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Geri: Cumhuriyet'ten Günümüze Türk Romanı

    Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Nis. 16 2009, 20:52

    6. 1970'li Yıllar
    1970-1980 yılları arasında roman yazarları sayısında büyük bir artış görülüyor. Ya-
    zan sayısındaki artışla birlikte, romanlarda ele alınan konularda çeşitlenme, yazan-
    ların toplum sorunlarına eğilişteki artış göze çarpıyor. Bir yandan köy ve köylü so-
    runları.sürerken, bir yandan da yazarların sıkıntısınıçektikleri 27 Mayıs ve 12 Mart
    olayları ele alınıyor. Belgelere dayanarak yazılan tarihsel romanlarla birlikte Al-
    manya'ya göçün değişik bir yanıyla girdiği romanlar görülüyor. Türkiye'den Al-
    manya'ya getirilen çocukların dil sorunları, anne babalarının işyaşamlarında karşı-
    laştıkları sorunları, sıla özlemi, Alman topluluğuna uyum sağlamada çekilen sıkın-
    tılar yazarların üzerinde durdukları konular oluyor.
    Bu yılların dikkat çeken yazarları olarak Abbas Sayar (1923-1986), Erol Toy (1936),
    Bekir Yıldız (1933-1998), Muzaffer İzgü (1933), Oğuz Atay (1934-1977), Ümit Kaftan-
    cıoğlu (1935-1980), Selim İleri (1949), Melih Cevdet Anday (1915), Erdal Öz (1935),
    Demir Özlü (1935), Çetin Altan (1926), Oktay Rıfat (1914-1988), Vedat Türkali (1919),
    Ferit Edgü (1936), Necati Tosuner (1944) ve kadın yazarlarımızdan Adalet Ağaoğlu
    (1929), Sevgi Soysal (1936-1976), Güney Dal (1944), Pınar Kür (1943)'ü sayabiliriz.
    Abbas Sayar,1970-1980 yıllarıyazarlarının sanatıtoplumdan soyutlamayanlar ara-
    sında yer alır. İlk romanıYılkıAtı'nda, yılkılığa bırakılmışbir atın öyküsünü anlatan
    Abbas Sayar, Çelo ve Can Şenliği'nde değişik açılardan köy yaşayışını, Dik Bayır'da
    da köy yaşayışıyla birlikte, köyden kente ve Almanya'ya göçü ele alır. Yine toplum-
    sal konulu bir başka romanı da Tarlabaşı Salkım Saçak'tır.
    Erol Toy bu yılların belgelere dayalıolarak tarihe yönelen yazarıözelliğini taşır. İlk
    romanı iki ciltlik Toprak Acıkınca, Kurtuluş Savaşı'nı Batı Anadolu'da verilen müca-
    deleyle yansıtırken, topraksız köylünün geçim sıkıntılarına değinir. İkinci romanı,
    yine iki ciltlik Azap Ortakları, Timur-Yıldırım çatışmasından sonra beyliklerin içine
    düştüğü bunalımı yansıtır. Belgesel konulu romanlarına Kuzgunlar Ve Leşler, Zoro-
    yunu ile Yitik Ülkü'yü ekleyebiliriz. Kuzgunlar ve Leşler, beylikleri, Türkmenlerin
    yaşayışlarını, törelerini, beyliklerin sarayla olan ilişkilerini; Zoroyunu 1938'de Ata-
    türk'ün ölümünden başlayarak 1977 seçimlerine değin geçirilen evreyi, Yitik Ül-
    kü'de Mustafa Reşit Paşa'nın Paris'e gidişinden, Mustafa Kemal Paşa'nın Anado-
    lu'ya geçişine kadar ki dönemi yansıtır.
    Tarihsel konulu romanlarının dışında kalanlardan Gözbağı 1928'den başlayarak
    1970'e değin Türkiye'deki işçi hareketlerini, İmparator, Türkiye'de egemen sınıfın
    gelişimini; Kördüğün, 1960'tan sonra yaşanan toplumsal, siyasal bunalımı, Acı Para,
    Ege Bölgesinde bir kasaba yaşantısını verir. Son Seçim ve Doruktaki Öfke ise Toprak
    Acıkınca'dan sonra köylünün değişik sosyal yapısını ele aldığı romanlarıdır.
    Tutunamayanlar adlı romanıyla roman yazarlığında bir atılım yapan Oğuz Atay,
    bu romanıyla değişik bir psikolojik roman örneği vermiştir. Genelde küçük burju-
    vanın düşünce biçimi ve davranışlarının eleştirildiği roman yer yer ironik bir anla-
    tımla sürdürülür. Romanda, başkişinin niçin tutunamayanlardan biri olduğunu ve
    kendini öldürdüğünü öğreniyoruz. Aynı çizgide olan ikinci romanı Tehlikeli Oyun-
    lar'dan sonra yayınladığı Bir Bilim Adamının Romanı ise Prof.Mustafa İnan'ın ya-
    şam öyküsünü anlatan başarılı bir yaşam öyküsü romanı örneğidir.
    Ümit Kaftancıoğlu'nun toplumsal konulu iki romanı vardır. Yelatan ve Tüfekliler.
    Yelatan'da değişik sorunlarıyla köylünün yaşamını dile getirirken, Tüfekliler'de
    devletin eğitim ve öğretime, öğretmenlere karşı ilgisizliğine değinmiştir.
    Türkler Almanya'da ve HalkalıKöle romanlarıyla bu yılların yazarlarıarasına katılan
    Bekir Yıldız, ilk romanında Almanya'da geçirdiği dört yıldaki gözlemlerine da-
    yanarak, orada çalışan işçilerin sorunlarını, Alman'lardaki yabancı düşmanlığını
    gözler önüne serer. HalkalıKöle'de ise evlilik kurumunun eleştirilecek yanlarınıorta-
    ya koyar, Bu romanlarına seksenli yıllarda Aile Savaşları, Kerbela ve Darbe eklenmiş-
    tir.
    Her Gece Bodrum romanıyla kendini tanıtan Selim İleri, bu romanıyla bir anlık ro-
    man örneği vermişve bilinç akışınıkullanmıştır. Kişisel güncelerine dayanarak yaz-
    dığı bu romanını izleyerek Ölüm İlişkileri ve Cehennen Kraliçesi yayınlanır. Kişilerin
    ön planda olduğu bu romanlardan sonra yayınladığı Bir Akşamın Alacası'nın "siyasi
    bir söylev" olduğunu belirleyen yazar, Mavi Kanatlarınla Benim Olsaydın ve Cemil
    Şevket Bey, Aynalı Dolaba, İki El Rovelver adlı romanlarıyla günümüze gelmiştir.
    Melih Cevdet, Erdal Öz, Çetin Altan, Oktay Rifat 12 Mart öncesi ve sonrasıolaylara
    değinen yazarlar olarak dikkati çekerler.
    Melih Cevdet, II.Abdülhamit döneminden kalma bir ailedeki maddi ve manevi
    çöküşü veren ilk romanı Aylaklar'dan sonra yazdığı Gizli Emir'de 12 Mart öncesi
    yaşanan tedirginliği, yazarları, şairler, sanatçılar, ressamlar çevresinde geliştirmiş-
    tir. İlgi uyandıran bu romanlarına İsa'nın Güncesi ve Raziye eklenmiştir.
    Çetin Altan,Büyük Gözaltıve Bir Avuç Gökyüzü romanlarında 12 Mart sonrasındaki
    tutuklamalar üzerinde durur. Toplumsal eleştirilere yöneldiği öteki romanları, Kü-
    çük Bahçe ve Viski'dir.
    Oktay Rifat, Bir Kadının Penceresi romanında kadın açısından cinsellik sorununu
    ele alırken, dolaylı olarak 12 Mart'a değinmiştir. Bu romanı izleyen Danaburnu ile
    Boğaziçinde Bir Kral Lear'de de cinsellik sorunlarına değinen bir yazar olarak görü-
    nür.
    Erdal Öz, özellikle Yaralısın'da yaşadığı olayların bir yansımasını verir. Roman-
    da yalnızca okuduğu kitaplar yüzünden tutuklanan bir gencin tutukluluk günleri
    ve cezaevinin durumu sergilenir. İki önemli romanı da Gülünün Solduğu Akşam ve
    Odalarda'dır.
    Vedat Türkali ise Bir Gün Tek Başına adlıromanında 27 Mayıs 1960'tan önce devrimi
    hazırlayan olaylar ve toplumdaki çalkantıları vermiştir. Mavi Karanlık, Yeşilçam De-
    dikleri, Türkiye romanlarıyla da değişik toplumsal konulara değinen bir yazarımız-
    dır.
    Ferit Edgü, sonradan Hakkari'de Bir Mevsim adıyla birleştirilen Kimse ve O romanla-
    rında bu yıllarda yeniden köy konusuna dönen bir yazar olarak görünür. Romanlar-
    da, Hakkari'nin bir dağ köyü olan Pinkemis'te tek başına köylülerle bir arada kalan
    öğretmenden hareket ederek; köy gerçeklerini sergilediği gibi, aydın-köylü ilişki-
    sinde iletişim sağlanabileceğini ortaya koymuştur.
    Bu yıllarda Almanya'ya göçü değişik yönleriyle konu edinen yazarlar arasında yer
    alan Güney Dal, İş Sürgünleri, E 5 romanlarıyla adını duyurmuş, daha sonra Me-
    meleri Büyüyen İşçi, Buzul Döneminden Haberler adlı romanlarını yayınlamıştır. Al-
    manya'ya göçe Fethi Savaşçı, Almanlar Bizi Sevmedi; Necati Tosuner, Sancı Sancı;
    Özdemir Başargan, Gurbet Sonra romanlarıyla katıldılar.
    Bu yılların gülmece yazarı ise Muzaffer İzgü'dür. Daha çok öyküye yönelen yaza-
    rın, gözlemlerine dayanarak yazdığı üç romanı vardır. Gecekondu, İlyas Efendi ve
    Halo Dayı. İlk romanı olan Gecekondu'da, Güney Anadolu kentlerinden birinde ge-
    cekondu halkının yoksul yaşantısınıverir. İlyas Efendi, bir nüfus memurunun para-
    sızlık yüzünden çektiği sıkıntıyıyansıtır. Halo Dayıda köyden kente göçü konu alan
    bir romanıdır. Gülmecenin işlevinin güldürmek değil, olaya parmak basmak oldu-
    ğu görüşünü romanlarına yansıtmıştır.
    Kadın yazarlarımız olarak da Sevgi Soysal, Adalet Ağaoğlu ve Pınar Kür dikkati çe-
    kerler.
    Sevgi Soysal, Yürümek, Yenişehir'de Bir Öğle Vakti, Şafak adlı üç romanıyla anılmak-
    tadır. Yürümek, bir kadınla bir erkekten hareket edilerek kadınlık sorunlarının ele
    alındığı bir romandır. Yenişehir'de Bir Öğle Vakti'nde 27 Mayıs 1960'a yakın bir ta-
    rihte Yenişehir'de öğle vakti bir kavağın devrilişini anlatılırken bir dönem Türki-
    ye'sinin panaroması çizilir. Şafak ise 12 Mart olayını ve 12 Mart'a götüren olayları
    süzgeçten geçiren bir romandır. Tamamlayamadığı son roması Hoş Geldin
    Ölüm'dür.
    Romanlarında bir şeyden hareket ederek tarihsel ve toplumsal koşullar içinde gene-
    le geçen Adalet Ağaoğlu, bilinç akışı yönteminin olgun örneklerini vermiştir. Öl-
    meye Yatmak, Bir Düğün Gecesi, Yaz Sonu ve Hayır adlıromanları1930'lu yıllardan gü-
    nümüze gelerek, aydın kişilerin sorunlarını ve bunalımlarını veren romanlardır.
    Fikrimin İnce Gülü ise, işçilerin sorunlarını, Almanya'ya göçü ele aldığı romanıdır.
    Son romanı, kendisinin "oda romanı" olarak adlandırdığı Ruh Üşümesi. Bu roman
    kendisinin de belirttiği gibi, erotizmin Türkçe'yle estetik bir biçimde anla tılmasıde-
    nemesidir.
    Ağırlığıkadın sorunlarına veren Pınar Kür,Küçük Oyuncu, Asılacak Kadın, Yarın Ya-
    rın, Bir Cinayet Romanı, Bitmeyen Aşk romanlarıyla yankı uyandırmıştır. Romanla-
    rında değişik yönden kadınların karşılaştıklarısorunlarıele alırken, aşkıda değişik
    biçimde verişiyle dikkati çeker.
    1970-80 yılları arasındaki yazarlara, romanlarında köy konusunu sürdüren Ömer
    Polat, Sara Göl, Mahmudo İle Hazel, Dilan; Yusuf Ziya Bahadırlı, Güllüceli Kazım,
    Güllüce'yi Sel Aldı, Gemileri Yakmak, Gecenin Karanlığında, Açılan Kapılar, Titanikte
    Dans romanlarıyla katılırlar.
    Değişik toplumsal konulara değinen yazarlar arasında; İdamlıklar, Ter Adamları,
    Linç, Patrona, Dimitrof Geçiyor romanlarıyla Kerim Korcan'ı; Asya, Yağmur Sıcağı, Ca-
    dı Fırtınası romanlarıyla Demirtaş Ceyhun'u; Bir Uzun Sonbahar, Bir Küçük Burjuva-
    nın Gençlik Yılları, Bir Yaz Mevsimi Romansı, Tatlı Bir Eylül romanlarıyla Demir Öz-
    lü'yü; Gurbet Yavrum, Alnında Mavi Kuşlar, Genç Kız ve Ölüm, Mavi Maske roman-
    larıyla Aysel Özakın'ı; 47 liler, Berlin'in Nar Çiçeği romanlarıyla Füruzan'ı; Anka-
    ra'da Ölüm, Aziz Sofi, Fetva Yokuşu, Savaş Günlüğü, Siyah Perdeli Evler romanlarıy-
    la Durali Yılmaz'ı; Eşiktekiler, Aşamalar, Sendika, Garip Bir Dava, Bir Feministin Doğu-
    ya Yakın Portresi, Ad Semud Medyen, Yol romanlarıyla Afet Ilgaz'ı; Öfke, Umut Zama-
    nı, Acının Askerleri, Kalanlar ve Gidenler, Ve O Güzel Kadının Çocukları, Baraka, AteşUy-
    kusu romanlarıyla Burhan Gürel'i sayabiliriz.


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 59
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Geri: Cumhuriyet'ten Günümüze Türk Romanı

    Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Nis. 16 2009, 20:53

    7. 1980'li Yıllar
    1980-90 yıllarıarasında, en çok dikkati çeken adlar olarak Orhan Pamuk (1952), Ah-
    met Altan (1950), Mehmet Eroğlu (1948), Ahmet Yurdakul (1954), Latife Tekin ve
    Ayla Kutlu (1938) görünüyorlar.
    Cevdet Bey ve Oğullarıromanıyla 80'li yılların başında adınıduyuran Orhan Pamuk,
    bu romanında bir aileden hareket ederek, 1900'lerden başlayan genişbir zaman dili-
    mi içinde, Türkiye'nin toplumsal yaşamından kesitler verir. Bu romanını izleyerek
    yayımlanan Sessiz Ev'le, Beyaz Kale birbirinin devamı iki roman niteliği taşırlar. Ses-
    siz Ev, teknik yönden de değişiklik gösteren bir romandır. Romanda, değişik karak-
    terde üç kardeşin babaannelerinin evinde geçirdikleri bir haftada yaşanan olaylar
    anlatılırken, kişilerden hareket edilerek Tanzimat dönemine değin geri dönülmüş-
    tür. Beyaz Kale, üç kardeşten biri olan tarih araştırmacısıFaruk Danvenoğlu'nun bir
    arşivde bulduğu XVII. yüzyılla ilgili yazmanın metninden ortaya çıkmıştır. Değişik
    bir yöntemle yazılan Kara Kitap'ın konusu daha değişiktir. Romanda eşini yitiren bir
    erkeğin, onu bulmak için gösterdiği çabayıizlerken, yazarın kültür birikimini yansı-
    tan geniş ansiklopedik bilgi buluyor, insanın kişiliğini oluşturamayış nedenlerinin
    irdelenişini görüyoruz. Yeni Hayat romanında da okuduğu bir kitaptan çarpıcı bi-
    çimde etkilenecek, kitapta umut veren yaşamıbulmak için sürekli otobüs yolculuğu
    yapan roman kişisinin bakış açısıyla toplumdaki hızlı değişme veriliyor.
    Dört Mevsim Sonbahar'la dikkatleri çeken Ahmet Altan, özyaşamöyküsü romanı
    özelliği taşıyan yapıtında, bir roman yazarının gösterdiği çabayı, çektiği sıkıntıyı,
    içine düştüğü umarsızlıklarıgösterirken, yakın çevresinden oluşturduğu roman ki-
    şilikleri arasındaki ilişkileri ve 12 Eylül 1980 öncesi olaylarından kesitler verir. ro-
    mana çekicilik veren, anlık olayların çokluğu ve ironidir. Yine 12 Eylül öncesi ideo-
    lojik olayların verildiği Sudaki İz'de de ironi sürerken inancın insan üzerindeki etki-
    sinin boyutları sergilenir. Roman okurken birbirini izleyen, ancak aralarında ilgi
    yokmuşgibi görünen olaylar sonuçta bir bütünlük oluşturur. Yalnızlığın Özel Tarihi,
    mutsuz insanların mutluluğu arayışını veren bir roman olarak görünüyor. Büyük
    bir zevksizlik yaşayan roman kişilerinden biriyle İttihat ve Terakki'ye kadar inen
    yazar, insanların yaşamındaki acıları, yıkılışları veriyor. Son roman Kılıç Yarası Gi-
    bi'de zaman bakımından daha geriye, yirminci yüzyıl başlarında Osmanlı döne-
    mine değin iniyor. Şeyh Yusuf efendi'nin düğünü ve Ermenilerin Osmanlı Banka-
    sı'nı basmalarıyla başlayan romanda, Şeyh Yusuf Efendi ailesiyle Reşit Paşa ailesi
    arasındaki ilişkilerle bir dönem yansıtılıyor.
    Romanlarında, özellikle yetmişli yılların gençliğini sorgulayan tutumuyla dikkat-
    leri çeken Mehmet Eroğlu ilk romanıIssızlığın Ortasında'da 12 Mart 1971 öncesi orta-
    ya çıkan eylemci genç tipi üzerinde dururken, yetmişkuşağınıbaşarısızlığa sürükle-
    yen nedenleri veriyor. Romandaki kişilerin yaşamlarını sürdürmeleri bakımından
    Issızlığın Ortasında'nın devamı olan Geç Kalmış Ölü'de insanların alın yazılarına
    egemen olmak için gösterdikleri çabayı, insanı tanımlaştırma eğilimi üzerinde du-
    ruyor. Aynı temayı, insan ilişkileri açısından ele aldığı üçüncü zamanı Yarım Kalan
    Yürüyüş'de yetmişli yıllardaki öğrenci olaylarına dayalı bir romanıdır. Değişik
    kurgu yöntemiyle de dikkati çeken bu romanda olaylar, roman kişilerinin izlenim-
    leri olarak okuyucuya sunulmuştur. Eroğlu'nun daha değişik bir içerik ve kurguyla
    yazdığı roman Adını Unutan Adam'dır. Yazar, bu romanını İsrail-Filistin mücadele-
    sine dayandırmıştır. romanda Filistinli dostlarına katılan İsrailli bir gencin yakalan-
    dıktan sonraki tutumu ve yaşamı verilir. Romanda düşsel bir bakışaçısı ve kurgu
    egemendir. Son romanı Yürek Sürgünü'dür.
    1980'li yılların köy kökenli kadın yazarı olarak dikkati çeken Latife Tekin, gerçeği
    fanstatik ögelerle birlikte verdiği Sevgili Arsız Ölüm romanıyla tanınmıştır. Köyden
    kente göçü anlattığı bu romanında köylülerin geleneksel yapılarını, kentte içine
    düştükleri çıkmazlarıgözler önüne serer. Bu romanınıizleyenBenci Kürtün Çöp Ma-
    sallarıda benzer konudadır. Romanda kırsal kesim insanlarının kente yerleşme mü-
    cadeleleriyle birlikte, çarpık kentleşme üzerinde durulur. Gece Dersleri'nde 12 Eylül
    öncesi olaylara değinen Tekin, romanın kurgusuyla da ilgi çekmiştir. Belli bir olay-
    lar dizisi olmayan roman, baş kişisinin bakışaçısıyla ve mektup türünden geniş öl-
    çüde yararlanılarak düzenlenmiştir. Buzdan Kılıçlar'la, Aşk İşaretleri'nde yeniden
    kentin kenar semtlerine döndüğünü görüyoruz. Buzdan Kılıçlar'la yoksul insanla-
    rın para kazanmak için gösterdikleri çabaya, kent yaşamına uyum sağlayabilmek
    için karşılaştıkları sorunlara değinirken simgesel kişiler ve anlatımlar sürdürdüğü
    Aşk İşaretleri'nde bir kenar mahallede yaşayan dört gencin kendilerinden büyük bi-
    rine kapılıp, yaşamı ve dünyayı anlamak için giriştikleri serüveni anlatıyor. Latife
    Tekin'in masalsı anlatımı da romanlarına ayrı bir özellik veriyor.
    1980'li yazarlar arasında Kaçış romanlarıyla Ayla Kutlu, kadın sorunlarından çok
    kadını yazan bir roman yazarı olarak dikkati çeker. Romanlarında kadınların eksik
    ve yanlış algıladıklarını yansıtmayı amaçlamıştır. Kadınları bu yönden ele alırken
    siyasal yaşamımızda geçirilen evrelerden de uzak kalmadığı dikkati çekiyor. Bu
    bağlamda; Kaçış'ta Demokrat Parti'nin başka son dönemini; Islak Güneş'te çok partili
    dönemin başlangıcını; CadıAğacı'nda 1971 öncesini, Tutsaklar'da 1971 olayınıve du-
    ruşmaları buluyoruz. Bir Göçmen Kuştu O'da Osmanlı'nın sonlarına değin inerek
    Cumhuriyet dönemine gelen yazar, Kadın Destanı'nda, Galgamış destanı'nın bir
    ögesinden hareket ederek daha gerilere gitmiştir. Bu romanın ilgi çeken yanı, gele-
    neksel destan biçimi kullanılarak, koşuk biçiminde yazılmış olmasıdır. Şiirsel bir
    dille yazılan romanda, kadına bakış politikası irdelenip, günümüz kadınlarına de-
    ğin gelen sorunlar söz konusu edilmiştir.
    1980-90 arasıyıllarda yapıtlarınıyayımlayarak romanımızıkonu çeşitliliği ve kurgu
    değişikliği yönünden zenginleştiren, tanıyabildiğimiz roman yazarlarıolarak; Kah-
    ramanlar Ölmeli, Yorgun Çanlar, Karsa'nın Seyir Defteri romanlarıyla Ahmek Yurda-
    kul'u; Balık İzlerinin Sesi, İki Yeşil Su samuru, Kumral Ada Mavi Tuna romanlarıyla
    Buket Uzuner'i; Çocukluğun Soğuk Geceleri, Yaşamın Ucuna Yolculuk'la Tezel Özlü
    Kıral'ı; Dağın Öte Yüzü'yle Erendiz Atasü'yü; Pasifik Günleri, Orplue, Deniz Kenarında
    Pazartesi, Aşık Papağan Barı romanlarıyla Nazlı Eray'ı; Geç Başlayan Yargılama, Koru-
    gan, Kiracı, Teslim Ol Küçük, Vidalar romanlarıyla Sulhi Dölek'i; Kormka İnsancık
    Korkma ile Turgut Özakman'ı; Kardelen, Turnalar, Gökyüzüne Akan Irmak, Yediveren
    romanlarıyla Öner Yağcı'yı; Mutfak Çıkmazı, Peygamber'in Son Beş Günü, Bıyık Söy-
    lencesi'yle Tahsin Yücel'i; Bin Çağ Yangını, Son İki Eylül'le Hulki Aktunç'u; Yase-
    minler Tüter mi Hâlâ, İşkenceci, Paslanmış Nesih, Viva La Monte Yaşasın Ölüm), "Nuke"
    Türkiye romanlarıyla Alev Alatlı'yı; Tuhaf Bir Kadın, Karanlığın Günü, Mektup Aşkla-
    rı'yla Leyla Erbil'i; Dalyan, Yalnız mısın, Soğuk Tüylü Manto romanlarıyla Güven
    Turan'ı sayabiliriz.


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 59
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Geri: Cumhuriyet'ten Günümüze Türk Romanı

    Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Nis. 16 2009, 20:53

    8. 1990'lı Yıllar
    1990'lıyılların en ilgi çeken yazarlarıBoğazkesen'le Nedim Gürsel; Engereğin Gözün-
    deki Kamaşma'yla Zülfü Livaneli; Meyyalı ile Hıfzı Topuz oldular. Belgeleri, anılara
    dayanarak yazdıkları romanlarında, tarihimizde oldukça geriye dönüyorlar. Ne-
    dim Gürsel, içinde yaşadığı günler ve olaylarla; geçmişi bir arada verdiği Boğazke-
    sen'de Fatih'in İstanbul'u alışını yansıtırken, onu padişah olmasının yanı sıra, özel
    yaşamıyla bir insan olarak değerlendirişiyle de dikkati çekiyor. Zülfü Livaneli, ro-
    manında saraylarda çevrilen entrikaları, valide sultanların egemenliğini veriyor.
    Hıfzı Topuz da Pertevniyal Valide Sultan'ın anılarından yola çıkarak Abdülaziz ve
    Abdülmecit dönemlerini yine saraya yakın çevrelerle veriyor.
    Bu yazarların yanısıra; Ölü Erkek Kuşlar, Yeni Yalan Zamanlar, Hiçbir Aşk Hiçbir Ölüm
    romanlarıyla İnci Aral; Kedi Mektupları, Hiçbir yere Dönüş'le Oya Baydar; çingenele-
    rin yaşayışını gözlemlerine dayanarak yazdığı Ağır Roman ve Fındık Sekiz'le Metin
    Kaçan; Bir Düş müydü O İzmir'le Dinçer Sümer; Bağdat Yollarında'yla Güneli Gün;
    Saç'la Aydın Hatipoğlu; AdıAylin'le Ayşe Kulin; Kabuk Adam'la AslıErdoğan; Geniş
    Mavi Bir Gök'le Işıl Özgentürk adlarını duyuran ve ilgi gören yazarlar olarak görü-
    nüyorlar.
    1980 sonrasıyazarlarıyla ilgili bir genelleme yaparsak, ilk önemli nokta, romanımı-
    zın klasik yapısından uzaklaştırılarak, yeni bir kurgu kazanması oluyor. Daha çok
    bireyden hareket ederek topluma, toplumu ilgilendiren olaylara yönelen yazarlar,
    insanıbirey olarak ve toplum içindeki yeriyle vermekte başarılıolmuşlardır. Ayrıca,
    romanlarda simgesel anlatım ve kurguya yer verilmesi de roman yazarlığında yeni
    bir aşamadır. Bireye önem verilmesi, romanda genellikle birinci kişi anlatımının
    kullanılarak yazarın aradan çekilmesine yol açmıştır. Bu yıllarda 12 Mart'ın ele alın-
    ması sürerken, 12 Eylül romana girmiştir. yazarların daha çok 12 Eylül öncesi ideo-
    lojik olaylar üzerinde durdukları görülüyor. Yazarların ele aldıkları ilgi çeken bir
    konuda belgelere dayanılarak yazılan tarihe yönelmedir. Osmanlı dönemini, deği-
    şik yüzyıllarda saray yaşayışıve saraya yakın çevrelerle ele alma eğiliminde aldıkla-
    rı görülüyor.
    Dikkati çeken bir başka nokta da 80'li yıllarda din içerikli romanların sayısındaki
    artma oluyor. 1967'de Minyeli Abdullah romanlarıyla dikkati çeken Hekimoğlu İs-
    mail'e bu yıllarda Mehmet Göktaş, Vahap Akbaş, Mehmet Uyar, Raif Cilasun,
    Nurullah Genç gibi adlar eklenmiştir.
    Ünitemizin başından beri adı geçen yazarların çoğunun romanlarının değişik Batı
    dillerine çevrilmesi ve ilgi görmesi, romanımızdaki gelişmenin gerek ele alınan ko-
    nu, gerekse kurgu bakımından ulaştığı ölçüyü gösteriyor.


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH
    avatar
    Admin

    Mesaj Sayısı : 4744
    Kayıt tarihi : 23/02/09
    Yaş : 59
    Nerden : istanbul

    Alevi-Veysel Forumundaki Üyelerin Karekterleri
    üye karekteri: 1 kıdemli

    Geri: Cumhuriyet'ten Günümüze Türk Romanı

    Mesaj tarafından Admin Bir Perş. Nis. 16 2009, 20:54

    Özet
    Milli Edebiyat döneminden Cumhuriyet dönemine geçerek olgun roman örneklerini bu yıl-
    larda veren yazarlarıbu dönemin ilk yıllarının yazarlarıolarak değerlendirilir. Yazarlar top-
    lum gerçekleri yansıtmaya, sorunlarına çözüm getirmeye çalışırlar, fakat daha çok gördük-
    lerini, gözlemlediklerini yansıtmak çizgisinde kalırlar. 1930-1940 yıllarıarasında yazarlar
    toplum gerçeklerini, II. Abdülhamit döneminden başlayıp, Birinci Dünya Savaşı yıllarını
    konu olarak işlerler.
    1940'lı yıllarda romanlarda İkinci Dünya Savaşı yıllarında konularda toplumsal kaygı
    ağırlık kazanır, toplumsal konular çeşitlenir. Edebiyatımızda "köy edebiyatı" başlar, köy ve
    köylünün sorunlarıdile getirilir. 1950'li yıllarda İkinci Dünya Savaşıyıllarında yetişen köy
    çıkışlı, Köy Enstitülü yazarların köy ve kasaba romanlarını yayımlamaya başlarlar. 1960'lı
    yıllarda toplumcu genç yazarlar konuları çeşitlendirirler, geçirilen siyasal, toplumsal ve
    ekonomik değişmeler, bunların sonuçlar ele alınır. 1970-1980 yıllarıarasında roman yazar-
    ları sayısında büyük bir artışgörülüyor. Konu türlerinde artışgörülür, yazarların sıkıntısı-
    nıçektikleri 27 Mayıs ve 12 Mart olaylarıele alınır. Belgelere dayanarak yazılan tarihsel ro-
    manlarla birlikte Almanya'ya göçün değişik bir yanıyla girdiği romanlar görülüyor. Türki-
    ye'den Almanya'ya getirilen çocukların dil sorunları, anne babalarının işyaşamlarında kar-
    şılaştıklarısorunları, sıla özlemi , Alman topluluğuna uyum sağlamada çekilen sıkıntılar an-
    latılır. 1980-90 yılları arasında aileden hareket ederek, 1900'lerden başlayan geniş bir za-
    man dilimi içinde, Türkiye'nin toplumsal yaşamından kesitler verilir. Özyaşam öyküsü ro-
    manı özelliği taşıyan romanlar yazılır. 12 Eylül 1980 öncesi olaylarından kesitler verilir.
    Yetmişli yılların gençliğini sorgulanır. İnsanların alın yazılarına egemen olmak için göster-
    dikleri çaba, köyden kente gö ç ile köylülerin kentte içine düştükleri çıkmazlar, kadın sorunla-
    rı anlatılır. Roman klasik yapısından uzaklaştırılır, yeni bir kurgu kazandırılır. Yazarlar,
    belgelere dayanarak tarihe yönelir. Din içerikli romanların sayısındaki artma oluyor.
    Günümüzde Türk romanların değişik Batı dillerine çevrilmesi Türk romanındaki gelişme-
    nin ölçüsünü gösterir.


    _________________
    ALLAH-MUHAMMED-YA ALİ ...Alevilik İslamiyetin İçinde Mayalanmıştır...ALLAH EYVALLAH

      Forum Saati Çarş. Ara. 12 2018, 19:42